92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların, resimlerin bulunduğu eser
Lisan : Arapça bāh + Farsça nāme
Telaffuz : bahna:me
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Denizle ilgili
2. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Uzun boyunlu, sivri gagalı, boynunun önü ve göğsü parlak beyaz olan, alçaktan ve hızlı uçan, suya bağımlı bir tür kuş (Podiceps cristatus)
1. Deryalarda yüzer bahri / Doldur ver içeyim zehri
1. Deryalarda yüzer bahri / Doldur ver içeyim zehri
Lisan : Arapça baḥrī
Telaffuz : bahri:
bahriye çiftetellisi
1. isim , isim , isim , isim , Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluşlarının bütünü
1. Bahriye neferleri sıçrayıp sandallara atladılar.
1. Bahriye neferleri sıçrayıp sandallara atladılar.
Lisan : Arapça baḥriyye
1. isim , isim , askerlik , askerlik , isim , isim , askerlik , askerlik , Deniz Kuvvetlerine bağlı asker
1. Gemilerde talim var / Bahriyeli yârim var
1. Gemilerde talim var / Bahriyeli yârim var
2. Deniz Harp Okulu öğrencisi
1. görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma yapmak
1. Çocuk muyuz da iki miskete, üç gazoz kapağına bahse girelim?
1. Çocuk muyuz da iki miskete, üç gazoz kapağına bahse girelim?
1. -den , -den , -den , -den , Bahsetme ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Bakalım ne türlü maariften bahsedebileceksin?
1. Bakalım ne türlü maariften bahsedebileceksin?
2. Bahsetme becerisi bulunmak
Lisan : Arapça baḥs̱ + Türkçe edebilmek
Telaffuz : ba'hsedebilmek
1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Bahşetme ihtimali veya imkânı bulunmak
Telaffuz : ba'hşedebilmek
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bahsetme işine konu olmak
Telaffuz : ba'hsedilmek
1. isim , isim , isim , isim , Bahsetmek işi
1. Hatta ben, bazı şairlerimizin gülden, çiçekten, aşktan ve büyüleyen gözlerden bahsetmelerine şaşarım, çok şaşarım.
1. Hatta ben, bazı şairlerimizin gülden, çiçekten, aşktan ve büyüleyen gözlerden bahsetmelerine şaşarım, çok şaşarım.
1. -den , -den , -den , -den , Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak
1. Annesine eziyet ettiğine inandığı babasından fazla bahsetmek istemediğini sezdim.
1. Annesine eziyet ettiğine inandığı babasından fazla bahsetmek istemediğini sezdim.
Lisan : Arapça baḥs̱ + Türkçe etmek
Telaffuz : ba'hsetmek
1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Karşılıksız olarak vermek, bağışlamak, sunmak
1. Ayrıca Saray Kütüphanesine dilediğim kadar girip çıkma müsaadesi bahşettiler.
1. Ayrıca Saray Kütüphanesine dilediğim kadar girip çıkma müsaadesi bahşettiler.
Lisan : Farsça baḫş + Türkçe etmek
Telaffuz : ba'hşetmek
1. bir konu üzerinde konuşulmuş olmak
2. söz konusu edilmek
1. Ertesi gün ilk iş, bahsi geçen inşaata gitti.
1. Ertesi gün ilk iş, bahsi geçen inşaata gitti.